Pages

nota etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nota etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.08.2012

İstiklal Marşı Koro - Orkestra Nota


diğer tonlardan indirmek isterseniz aşağıdaki linke tıklayın.
http://senkop.blogspot.com/2012/08/istikal-mars-nota.html

istikal Marşı Nota


4.10.2011

22.08.2010

Sıla - Kenar Süsü - AKOR


Sıla - Kenar Süsü - AKOR

 
 
Em----------------------C-------Em
Kenar süsü oldum hayatında
Bm------------------C-------Em
Yani olmasam da olurdu
Em-----------------------------C ------Em
Kaza süsü de verirdin vefatıma
Bm------------------C------------- Em
Yokluğum boşluk yaratmazdı

Bm------------------------------------D
Seni aramamam sormamam bakmadan
-------C
Uzaklaşmam
D----------------------Bm
Eminim çok hora geçti

Bm-------------------------------D-----------------C
Hurdaya çıktı içim fark ettin mi hiçe döndüm
D------------------C-----------Em
Çürüye çürüye tükendim

Em
Rezil ettim kendimi
Bm
Dağıttım içtim düştüm
Em
Ona buna ağladım
Bm
İçimden döküldün
Em
Gülmeyi unuttum
Bm
Kendimi dinlemekten
Em---------------------- Bm
Hastalık hastası oldum
-----------Em
Senin yüzünden



http://emnyi.8.forumer.com/viewtopic.php?p=304#304

18.08.2010

Over the rainbow



Gece saat 02:28  hala bu şarkıyı dinliyorum ve bir gitarımla eşlik ediyorum  bir piyanomla...

Dinleyin derim...Çalmanız için de piyano için basit bir düzenleme yükledim...Sevgilerimi gönderiyorum .Gökkuşağının üzerinde yükseklerde bir yer  hayal edin ...


Somewhere Over the rainbow


Somewhere over the rainbow way up high
Gökkuşağının üzerinde, yükseklerde bir yer
And the dreams that you dream of once in a lullaby
Ve her ninnide bir kez düşlediklerin
Somewhere over the rainbow bluebirds fly
Gökkuşağının üzerinde bir yerde mavi kuşlar uçar
And the dreams that you dream of, dreams really do come true
Ve düşlediklerin, düşler sahiden gerçekleşir

Someday I'll wish upon a star, wake up where the clouds are far behind me
Bir gün bir yıldızın üzerinde olmak isterim, bulutların ardımda kaldığı yerde uyanmak
Where trouble melts like lemon drops
Dertlerin limon damlaları gibi eridiği yerde
High above the chimney tops, that's where you'll find me
Bacaların yukarısında yükseklerde, beni bulacağın yer orası

Somewhere over the rainbow bluebirds fly
Gökkuşağının üzerinde bir yerde mavi kuşlar uçar
And the dreams that you dare to, oh why, oh why can't I?
Ve senin kurmaya cesaret edebildiğin hayaller, neden, neden, neden ben yapamam?
Well I see trees of green and red roses too,
Ağaçların yeşilini ve kırmızı gülleri de görüyorum
I'll watch them bloom for me and you
Onların bizim için çiçek açmalarını izleyeceğim
And I think to myself, what a wonderful world
Ve kendi kendime düşüneceğim, ne güzel bir dünya!

Well I see skies of blue and clouds of white and the brightness of day
Mavi gökleri, beyaz bulutları ve günün parlaklığını görüyorum
I like the dark and I think to myself, what a wonderful world
Karanlığı severim, kendi kendime düşünüyorum, ne güzel bir dünya!
The colors of the rainbow so pretty in the sky are also on the faces of people passing by
Gökyüzünde güzel olan gökkuşağı renkleri, geçen insanların da yüzünde
I see friends shaking hands saying, "How do you do?"
"Nasılsın?" diyerek elimi sıkan arkadaşlarımı görüyorum
They're really saying, I a... I love you
Aslında "Seni seviyorum" diyorlar
I hear babies cry and I watch them grow,
Bebeklerin ağladığını duyuyorum ve büyümelerini izliyorum
They'll learn much more than we'll know
Bizim bildiklerimizden çok daha fazlasını öğrenecekler
And I think to myself, what a wonderful world
Ve kendi kendime düşünüyorum, ne güzel bir dünya!

Someday I'll wish upon a star, wake up where the clouds are far behind me
Bir gün bir yıldızın üzerinde olmak isterim, bulutların ardımda kaldığı yerde uyanmak
Where trouble melts like lemon drops
Dertlerin limon damlaları gibi eridiği yerde
High above the chimney tops, that's where you'll find me
Bacaların yukarısında yükseklerde, beni bulacağın yer orası
Somewhere over the rainbow way up high
Gökkuşağının üzerinde, yükseklerde bir yer
And the dreams that you dare to, oh why, oh why can't I?

Ve senin kurmaya cesaret edebildiğin hayaller, neden, neden, neden ben yapamam?




5.08.2010

Tuna Dalgaları Piano notası(Donauwellen)

http://dc249.4shared.com/download/GFVk2yzj/_2__Donauwellen.pdf?tsid=20100805-050658-b50e6898

30.03.2010

Gitar Telleri ve üstündeki ve notalar



Gitar Telleri ve üstündeki ve notalar

Gitar, parmakla ya da penayla çalınan aslında sekiz şekline benzeyen yanları iki tarafı oyuk üzerinde ses perdeleri olan uzun saplı ve telli bir çalgıdır. Gitarlar genelde altı telli olurlar ve değişik ağaç türlerinden yapılmaktadırlar. Gitarı andıran bir enstrumanın 1500' den önce,Rönesans sırasında Avrupanın Akdeniz bölgesinde var olduğu bilinmektedir. 13. 14 yüzyıldan kalma betimlemeler kuş tüyü bir pena ile çalınan "8" şeklinde bir enstrümanın varlığını gösterir. Yine bu döneme ait bazı kaynaklar guittara latina adlı bir latin gitarından bahseder.

Gitar için müzik içeren ilk kitapların tarihi 16. yüzyıla kadar uzanır. Bu kitaplarda her üç veya dört teli de "ünison" (aynı sese) bir biçimde akort edilen çiftlerden oluşmak üzere, dört telli bir gitardan söz edilir. En alt tel bazen bir oktavlıkbir aralıkla akort edilirken, en üst tel çoğunlukla tektir 16. yüzyılda beş telli gitarlar da ortaya çıkmıştır İlk gitarlarda sap kafası düz bir şekilde yerleştirilmişti ve akort burguları "friction pegs" arkadan ayarlanıyordu. Bu tip gitarın klavyesi enstrümanın göğsü ile aynı seviyedeydi ve sekizle on arasında bağırsak ile bağlanarak yapılmış perdeleri "fret" vardı Gövdesi bugünün standartlarına göre daha küçük ve daha az kıvrımlıydı. Sırtı bombeli veya düzdü ve ses deliği "soundhole" dekoratif bir parşömen veya Ağaç işlemeyle kaplanmıştı. Bu tip gitarın kırılgan yapıda olması, değişen modalar, farklılaşan akortlama şekilleri ve metal tellerin kullanımı pek çok enstrümanın yok olmasına veya değişime neden olmuştur.

23.02.2010

Alay Marşı

ALAY MARŞI


Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı
Al sancağı teslim etti, Allah´a ısmarladı
Boş oturma çalış dedi, hizmet eyle vatana
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana
Arş ileri, marş ileri, Türk askeri dönmez geri

Yastığımız mezar taşı, yorganımız kan olsun
Biz bu yoldan döner isek namus bize ar olsun
Ne şereftir ölmek bize bu güzel vatan için
Yanar yürek yurt aşkıyla daima için için
Arş ileri, marş ileri, Türk askeri dönmez geri


Güfte :
Beste :Rif´at Bey
Makam :Rast

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=alay+mar%c5%9f%c4%b1

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=r%c4%b1fat+bey

Balıkesir İvrindi’nin Mallıca köyünden 104 yaşında vefat eden Azman Dede Çanakkale savaşına katılmış gazilerimizdendi. Gençliğinde iki metreyi aşkın boyu, dev görünümüyle insan azmanı sayılmış, herkes ona azman demeye başlamış, soyadı kanunu çıkınca da Azman soyadını almıştı. Esas ismi adeta unutulmuştu.

Yıllar önce bir yerel araştırma sırasında Mallıca köyü kahvesinde kendisiyle görüştüm. Kulakları ağır işitiyordu. Köylülerden biri yardımcı oldu. Benim sorduklarımı kulağına bağıra bağıra söyledi. Onun sesine alışkın olduğundan anladı. Sordukları mı cevapladı.

Söz Çanakkale’ye geldiğinde o koca ihtiyar sarsıla sarsıla, hıçkırıklar içinde ağlamaya başladı. Kendi zor duyduğu için kan çanağına dönen gözleriyle bize de duyurmak için bağıra bağıra anlatmaya başladı:

— Bir hücum sırasında bölük erimişti. Yüzbaşı telefonla takviye istedi. Gece yarısı siperleri takviye için istediğimiz askerler geldi. Hepsi askere alınmış gencecik insanlardı. Ama içlerinde daha çocuk denecek yaşta üç-dört asker vardı ki hemen dikkatimizi çekti.

Bölüğü düzene soktum. Yüzbaşı gelenlerle tek tek ilgileniyor, karanlıkta el yordamıyla üstlerini başlarını düzeltiyor, sabah yapılacak olan süngü hücumuna hazırlıyordu. Sıra o çocuklara geldiğinde, o cıvıl cıvıl şarkı söyleyerek gelen çocuklar birden çakı gibi oldular.

Yüzbaşı sordu:

— Yavrum siz kimsiniz?

İçlerinden biri:

— Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz Vatan için ölmeye geldik! diye cevap verdi.

Gönlüm akıverdi o çocuklara. Bu savaş için çok küçüktüler. Daha süngü tutmasını bile bilmiyorlardı. Onlarla ilgilendim. “Mermi böyle basılır. Tüfek şöyle tutulur. Süngü böyle takılır. Düşmana şöyle saldırılır!” diye.

Onları karşıma alıp bir bir gösterdim. Siperlerin arkasında ay ışığında sabaha kadar talim yaptık. Gün ışımadan biraz dinlensinler diye siperlere girdik.

Ortalık hafif aydınlanır gibi olunca hep yaptıkları gibi düşman gemileri gelip siperlerimizi bombalamaya başladılar. Yer gök top sesleriyle inliyordu. Her mermi düştüğünde minare gibi alevler yükseliyor, bir gün önce ölenlerin kol, bacak, el, ayak gibi parçaları havaya kalkan toprakla siperlere düşüyordu. Mermiler üzerimizden ıslık çalarak geçiyordu. Siperler toz duman içinde kalmıştı.

Bir ara Yüzbaşı “Azman yandık!” diye siperin köşesini işaret etti. O şarkı söyleyerek sipere gelen, sanki çiçek toplarmış gibi neşeli olan o çocuklar siperin bir köşesinde sanki bir yumak gibi birbirine sarılmış tir tir titriyorlardı. Çocuklar harbin gerçeği ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Ürkmüşlerdi. Yüzbaşı yandık demekte haklıydı. Muharebede bir ürküntü panik meydana getirebilirdi. Tam onlara doğru yaklaşırken içlerinden biri avaz avaz bir marş söylemeye başladı!

Annem beni yetiştirdi bu yerlere yolladı
Al sancağı teslim etti Allah a ısmarladı.
Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana.

Baktım hemen biraz sonra ona bir arkadaşı daha katıldı. Biraz sonra biri daha… Marş bitiyor yeniden başlıyorlar. Bitiyor bir daha söylüyorlar. Avaz avaz! Gözleri çakmak çakmak…

Hücum anı geldiğinde hepsi süngü takmış, tüfeklerine sımsıkı sarılmış, gözleri yuvalarından fırlamış dişler kenetlenmiş bekliyorlardı. O an geldi. Birden Yüzbaşı “Hücum!”diye bağırdı. Bütün bölük, bütün tabur, bütün alay cephenin her yerinden fırladık. İşte tam o anda, tam o anda, o çocuklar kurulmuş gibi siperlerden fırlayıverdiler. İşte o an. Tam o an bir makineli yavruları biçiverdi. Hepsi sipere geri düştüler. Kucağıma dökülüverdiler. Onların o gül gibi yüzleri gözümün önünden gitmiyor. Hiç gitmiyor! İşte ben ona ağlıyorum, o çocuklara ağlıyorum!

Azman dede ağlıyordu. Ben ağlıyordum. Kahvede kim varsa ağlıyordu.

Kahveci gözyaşları içinde bize çay getirdi. Eğildi:

“Azman dede hep ağlar. Niye ağladığını bugün ilk defa anlattı” dedi.

Araştırmacı Yazar Aydın Ayhan’ın “Çanakkale… Ah Çanakkale…” adlı eserinden alıntıdır.

Azman Dede’nin bahsettiği çocuk yaştaki askerlerin Galatasaray Mektebi Sultanisi öğrencileri olduğu tartışmalı olsa da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 18 Mart 2007 tarihinde internet sitesinde yayınladığı, üzerinde “Gönüllü Bombacı” yazan fotoğraf, çocuk denilecek yaştaki askerlerin varlığını ispat etmektedir.