8.08.2012
Carlos Gardel Por Una Cabeza
http://uploading.com/files/get/ad5a84c1/Por%2BUna%2BCabeza%2B%2528quartet%2529.pdf
23.04.2012
Le Barbier de Séville - Opéra-Comique, 1948 ((Rossini - Sevil berberi )
Sevil Berberi veya Yararsız Önlem, (İtalyanca: Il barbiere di Siviglia, ossia L'inutile precauzione) Gioachino Rossini tarafından bestelenmiş 2 perdelik bir opera veya melodramatik opera buffadır.
Eserin librettosu (Fransız oyun yazarı Pierre Beaumarchais'in komedi oyunu Sevil Berberi (Le Barbier de Séville)nden uyarlanarak) "Cesare Sterbini" tarafından İtalyanca olarak yazılmıştır. Eserin uvertürü daha önceki Gioacchino Rossini opera eserleri olan Aureliano in Palmira ve Elisabetta, regina d'Inghilterra adlı opera eserinde de kullanılmıştır. Çok hızlı beste yapmakla ün almış olan, Rossini bu eseri üç haftadan kısa bir zamanda bitirmiştir.
Bu eserin prömiyeri "Almiviva veya Yararsız Önlem" adı altında 20 Şubat 1816da Romada Teatro Argentina'da yapılmıştır. Bu prömiyer tam bir başarısızlık ve felaketle karşılanmıştır. Seyiriciler eserin oynaması boyunca eseri ıslıklayıp yuhalamışlardır ve sahnede mizansenin değişimlerinde bazı kazalar ortaya çıkmıştır. Seyircilerin tutumu Rosinni'nin rakiplerini tutmuş olduklari profesyonel yuhacılarain diğer seyircileri de kendilerini taklit etmeye zorlamada başarılarına yorulmuştur. İkinci geceki sahnelenme ise bunun tümüyle aksi olarak çok tutulmuştur. Acayip bir raslantı olarak oyunun orijinali olan Fransız komedi oyunu da ayni sekilde ilk performanslarinda başarısız olmuş ama sonra çok popüler olmuştur.
Sevil Berberi dünya opera evleri repretuvarlarında bundan sonra devamlı olarak bulunmuştur. Türkce'ye Ulvi Cemal Erkin ve Necil Kazım Akses tarafından tercüme edilmiş ve Turkiye'de ilk sahnelenmesi Ankara Devlet Operası'nda ..... olmuştur. OPERA Amerika tarafından hazırlanan Kuzey Amerika'da opera evlerinde en çok sahnelenen 20 opera eseri listesinde 5inci sırayı almıştır.
I. Perde
1. Sahne: Dr. Bartolo evi önündeki meydan
Dr.Bartalo'nun evinin bulunduğu meydana, bir fakir öğrenci olan Linodro ve bir müzikci grubu gelir ve Rosina'nin penceresi önünde serenat yapmaya başlarlar. Ama içeriden hiçbir yanıt geldiği görülmez. (Ecco ridente in cielo - "Gökte kahkahalar var.") Lindoro aslında kıyafet değiştirmiş olan Kont Almaviva'dır; ama öğrenci kıyafetine girmesi, Rosina'nin kendisini parası ve payesi yerine şahsi karekterleri için sevmesini sağlamak hedefiyledir. Almaviva müzikcilere ödeme yapar ve onlar da oradan ayrılırlar. Kont kendi düşünceleri ile yalnız başına kalmıştır.
Figaro girer ve Kont kendini saklar. Figaro kabadayılık ve kendini beğenmişlik içinde bir şarkıya başlar. (Arya: Largo al factotum della città - "Şehirde her işi görebilen adama yol açın."). Kont'un hizmetarlığını yapmış olduğu için Figaro'yu tanımıştır. Kont Rosina'yla buluşmak için Figaro'nun yardımını ister ve eğer bu buluşmayı organize etmeyi başarırsa Figaro'ya iyi para verececeğini de vaad eder. (İkili: All'idea di quel metallo - "O sarı madenin düşüncesi"). Birden pencere açılır; Rosina pencereden Lindoro'ya bir pusula atar; ama Dr. Bartolo vasisi olduğu kızı hemen içeri çeker. Figaro, Kont'a bir asker kıyafetine girmesini ve Rosina'nin evine girmek için bir sarhoş taklidi yaparak; Dr. Bartolo'ya bir ordu mensubu olarak onun evinde ikamet hakkı olduğunu bildirmesini tavsiye eder. Bu tavsiyesinden hoşlanan Kont ona epeyce bir para bahşiş verir.
2. Sahne: Dr. Bartolo'nun evi
Sahne, hayal kuran Rosina'nin Lindoro'nun sesinin güzelliğini düşünürken söylediği cavatina ile açılır.(Una voce poco fa - Bir ses hemen şimdi) [4] Rosina Bartolo'yu kurnazlıkla alt etmeye karar verir. Kont'u sadece Lindoro ismi ile bilen Rosina ona bir mektup yazar.
Rosina odadan çıkmakta iken Bartolo ve Basilio girerer. Rosina'nin muzik hocası olan Don Basilio Bartolo'ya Almaviva'nin şehirde göoruldüğünü ve Rosina ile evlenmek istemesi olasılığı dedikodularını tekrarlar. Bartalo Rosina ile kendi evlenmek niyetindedir ama bu bir sevgi veya diğer hisler nedeniyle değil sadece ona miras kalan parası nedeniyledir. Basilio Kontu aradan çıkartmak için onun hakkında yalan yanlış dedikodular ortaya çıkartmasını tavsiye eder. 'La calunnia è un venticello- "İftira hafif bir rüzgardır")
Bartolo ve Basilio ayrıldıktan sonra Figar ve Rosina girerler. Figaro Rosina'ya Lindoro'ya birkac satırlık pusula gonderip onu cesaretlendirmesini soyler; ama Rosina zaten bunu yazmıştır. (İkili: Dunque io son…tu non m'inganni? - "Demek ki beni seçtin; beni aldatmıyorsun ya?"). Herşeyden devamlı şüphe eden Bartolo sonunda velisi olduğu kızın özür ve yalanlarından bıkmış olduğunu ve artık aldatılmayacığını ifade eder.(A un dottor della mia sorte - "Benim gibi doktora karşı".)
Evin vekilharcı olan Berta evden çıkarken eve girmeye çalışan, aslında asker kıyafetinde Kont olan, bir sarhoş askerle karşılaşır. Sarhoştan korkan Berta hemen Bartolo'ya koşup durumu bildirir. Bartolo evinde asker ikamet etmesi yükümlülüğünden muaf olduğunu bildirir ve askere evinden ayrılmasını söyler ama ona laf anlatamaz. Sahte asker Kont Rosina'ya yaklaşır ve ona Lindoro olduğunu bildirip eline bir pusula verir. Bartolo bu pusulanın verildiğini görür ve Rosinaya elindeki kağıdın ne olduğunu göstermesini ister. Fakat Rosina'nin eli çabuktur ve Kont'un pusulasını saklayıp yerine bir çamaşırcı listesini Bartola'ya verir.Bartalo ve sarhoş asker/Kont ile gittikçe yükselen sesle dil dalaşına tutuşurlar. Basilio, Figaro ve Berta'da buna katılırlar. Tam bu sırada kopan yaygara şehir muhafızları ve onların nöbetçi komutanının ilgisini çeker ve onlar da Bartolo'nun evine gelirler. Bartolo Kont'un onlar tarafından tutuklanacağını sanmaktadır. Fakat Kont gizlice ismini verince muhafızlar onu serbest bırakırlar. Buna Bartolo ve Basilio şaşıp kalırlar ve bu Rosina'nin alaylarına konu olur. (I. Perde finali:Fredda ed immobile - Soguk ve kımıldıyamaz.).
II. Perde
1. Sahne: Dr. Bartolo'nun evi
Kont doktorun evine bu sefer, Rosina'ya yeni şan hocası olacak, Don Alonso kıyafetiyle gelir. Kendinin güya hasta olan Basilio'nun yerini geçici olarak alacağını ve Rosina'yi Kont'tan soğutmaya çalışacağını söyler. Başta Bartolo bundan çok şüphelidir, ama Alonso Rosina'nin Lindoro/Konta gönderdiği pusulayı Bartolo'ya verince onun evine girmesini kabul eder. Müzik dersi sırasında Rosina (Contro un cor - " ") şarkısını soyler ve Rosina ve Almaviva/Lindoro/Alonso birbirine olan sevgi hislerinden bahsederler. Bartolo bunlara karşılık Caffariello adlı ünlü hadım şarkıcının ("kastrato") stilinde bir şarkı söyler. Figaro doktoru traş etmek için gelir ve onu vasisi ile Kont arasında ortaya çıkıp gelişen sevgiden uzaklaştırmaya gayret eder. Bartolo traş için özel porselen kabı getirmek için Figaro'ya üzerinde bütün ev anahtarları bulunan bir anahtarlık verir. Figaro'nun gittiği odadan Doktorun diğer porselen ve çanak çömleğinin düşürülme sesleri duyulmaya başlanır. O sırada beklenmedik bir şekilde Don Basilio da eve gelir. (Beşli: Don Basilio! — Cosa veggo! - Don Basilio! — Ne görüyorum?). Hasta olduğunu söyleyip evden hemen ayrılması için bir kese para ona rüşvet olarak verilir (Buona sera, mio signore - "Beylerim, iyi akşamlar"). Rosina ve Kont Figaro'nun biraz once eline geçirmiş olduğu anahtarı kullarak balkon kapısını açıp oradan birlikte evden kaçmaya kararlaştırırlar.
Bartolo sonunda bu aldatmacadan haberdar olarak herkesi evinden ayrılmaya çağırır. Sonra şehrin noterine giderek kendisi ve Rosina arasında bir evlilik kontratı hazırlamasını sağlar. Döndüğünde Rosina'ya "Alonso"'nun kendine vermiş olduğu Rosina'nın "Lindoro"ya göndermiş olduğu pusulayı gösterip, onu Lindoro'nun Almaviva elinde bir alet olduğuna inandırır. Berta'nın bu karmaşıklardan canı sıkılmıştır ve evin diğer sakinlerinin kötü davranışlarından şikayete geçer. (Il vecchiotto cerca moglie' - " ".)
Sahne önce müzikle bir yıldırımlı fırtına oluşunu gösterir. Bu fırtına içinde Kont ve Figaro Bartolo evinin balkonuna bir merdiven dayayıp ellerindeki anahtarla pencereyi açıp içeri girdikleri görülür. Rosina Almaviva'ya kendine Bartolo'nun geri verdiği mektubu gösterir ihanete ve kalp kırıklığına uğradığını açıklar. Almaviva kim olduğunu ona açıklamak zorunda kalır ve böylece iki sevgili yine barışırlar. Almaviva ve Rosina birbirlerine aşk içinde etraflarıyla ilgisiz bakmaktayken, Figaro onları çabuk olup oradan ayrılmaya uyarır. İki kişinin evin on kapısına yaklaştıkları duyulur. Fakat balkona dayalı merdivenden inmeye geldiklerinde merdiveninin oradan kaldırılmış olduğunu göorürler. (Zitti, zitti, piano, piano. - " "). Bartolo merdiveni kaldirip götürmüştşr. Gelen iki kişi Bartolo ve Rosina'yi evlendirmek için gelen Basilio ve noterdir ama Bartolo'nun beklediği zamandan önce gelmişlerdir. Noter eline verilen bir meblağ ile Rosina ve Almaviva'yi evlendirmeye razı olur. Ya kafasına iki kurşun ya da eline verilen bir rüşvet arasında bir seçim verilen Basilio ise rüşvet ve Rosiana ve Almanviva nikahı için Figaro ile birlikte şahitlik yapmayı tercih eder. İki sevgili nikah kontartını bir noter ve iki şahit önunde imzalarlar. Bartolo ise çok geç kalmıştır. Fakat Almaviva ve Rosina aşk için evlenmişlerdir; Almaviva'nin yeter serveti vardır ve Rosina'ya mirasla kalan parasını Bartolo'ya vererek onun da gönlünü fazla kırmamış olurlar.
(KAYNAK: wikipedia.org )
19.11.2011
Oh Lady Mary
OH LADY MARY (Samanyolu) Bir Metin Bukey-Teoman Alpay bestesi olan Berkant tarafindan seslendirilen ve gercekten bir ömür boyu süregelen ve daima sürecek
SAMANYOLU şarkısı 1969 yilinda David Alexandre Winter tarafından da söylendi.O yillarda Arajman denen yabancı şarkılara Turkce sözler yazılarak icra edilen şarkıların tersine SAMANYOLU bestesi David Alexandre Winter ve Dalida başta olmak üzere birçok ünlü şrkıcı tarafından yorumlanmıştır.

2.06.2010
23.02.2010
Alay Marşı
Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı
Al sancağı teslim etti, Allah´a ısmarladı
Boş oturma çalış dedi, hizmet eyle vatana
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana
Arş ileri, marş ileri, Türk askeri dönmez geri
Yastığımız mezar taşı, yorganımız kan olsun
Biz bu yoldan döner isek namus bize ar olsun
Ne şereftir ölmek bize bu güzel vatan için
Yanar yürek yurt aşkıyla daima için için
Arş ileri, marş ileri, Türk askeri dönmez geri
Güfte :
Beste :Rif´at Bey
Makam :Rast
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=alay+mar%c5%9f%c4%b1
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=r%c4%b1fat+bey
Balıkesir İvrindi’nin Mallıca köyünden 104 yaşında vefat eden Azman Dede Çanakkale savaşına katılmış gazilerimizdendi. Gençliğinde iki metreyi aşkın boyu, dev görünümüyle insan azmanı sayılmış, herkes ona azman demeye başlamış, soyadı kanunu çıkınca da Azman soyadını almıştı. Esas ismi adeta unutulmuştu.
Yıllar önce bir yerel araştırma sırasında Mallıca köyü kahvesinde kendisiyle görüştüm. Kulakları ağır işitiyordu. Köylülerden biri yardımcı oldu. Benim sorduklarımı kulağına bağıra bağıra söyledi. Onun sesine alışkın olduğundan anladı. Sordukları mı cevapladı.
Söz Çanakkale’ye geldiğinde o koca ihtiyar sarsıla sarsıla, hıçkırıklar içinde ağlamaya başladı. Kendi zor duyduğu için kan çanağına dönen gözleriyle bize de duyurmak için bağıra bağıra anlatmaya başladı:
— Bir hücum sırasında bölük erimişti. Yüzbaşı telefonla takviye istedi. Gece yarısı siperleri takviye için istediğimiz askerler geldi. Hepsi askere alınmış gencecik insanlardı. Ama içlerinde daha çocuk denecek yaşta üç-dört asker vardı ki hemen dikkatimizi çekti.
Bölüğü düzene soktum. Yüzbaşı gelenlerle tek tek ilgileniyor, karanlıkta el yordamıyla üstlerini başlarını düzeltiyor, sabah yapılacak olan süngü hücumuna hazırlıyordu. Sıra o çocuklara geldiğinde, o cıvıl cıvıl şarkı söyleyerek gelen çocuklar birden çakı gibi oldular.
Yüzbaşı sordu:
— Yavrum siz kimsiniz?
İçlerinden biri:
— Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz Vatan için ölmeye geldik! diye cevap verdi.
Gönlüm akıverdi o çocuklara. Bu savaş için çok küçüktüler. Daha süngü tutmasını bile bilmiyorlardı. Onlarla ilgilendim. “Mermi böyle basılır. Tüfek şöyle tutulur. Süngü böyle takılır. Düşmana şöyle saldırılır!” diye.
Onları karşıma alıp bir bir gösterdim. Siperlerin arkasında ay ışığında sabaha kadar talim yaptık. Gün ışımadan biraz dinlensinler diye siperlere girdik.
Ortalık hafif aydınlanır gibi olunca hep yaptıkları gibi düşman gemileri gelip siperlerimizi bombalamaya başladılar. Yer gök top sesleriyle inliyordu. Her mermi düştüğünde minare gibi alevler yükseliyor, bir gün önce ölenlerin kol, bacak, el, ayak gibi parçaları havaya kalkan toprakla siperlere düşüyordu. Mermiler üzerimizden ıslık çalarak geçiyordu. Siperler toz duman içinde kalmıştı.
Bir ara Yüzbaşı “Azman yandık!” diye siperin köşesini işaret etti. O şarkı söyleyerek sipere gelen, sanki çiçek toplarmış gibi neşeli olan o çocuklar siperin bir köşesinde sanki bir yumak gibi birbirine sarılmış tir tir titriyorlardı. Çocuklar harbin gerçeği ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Ürkmüşlerdi. Yüzbaşı yandık demekte haklıydı. Muharebede bir ürküntü panik meydana getirebilirdi. Tam onlara doğru yaklaşırken içlerinden biri avaz avaz bir marş söylemeye başladı!
Annem beni yetiştirdi bu yerlere yolladı
Al sancağı teslim etti Allah a ısmarladı.
Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana.
Baktım hemen biraz sonra ona bir arkadaşı daha katıldı. Biraz sonra biri daha… Marş bitiyor yeniden başlıyorlar. Bitiyor bir daha söylüyorlar. Avaz avaz! Gözleri çakmak çakmak…
Hücum anı geldiğinde hepsi süngü takmış, tüfeklerine sımsıkı sarılmış, gözleri yuvalarından fırlamış dişler kenetlenmiş bekliyorlardı. O an geldi. Birden Yüzbaşı “Hücum!”diye bağırdı. Bütün bölük, bütün tabur, bütün alay cephenin her yerinden fırladık. İşte tam o anda, tam o anda, o çocuklar kurulmuş gibi siperlerden fırlayıverdiler. İşte o an. Tam o an bir makineli yavruları biçiverdi. Hepsi sipere geri düştüler. Kucağıma dökülüverdiler. Onların o gül gibi yüzleri gözümün önünden gitmiyor. Hiç gitmiyor! İşte ben ona ağlıyorum, o çocuklara ağlıyorum!
Azman dede ağlıyordu. Ben ağlıyordum. Kahvede kim varsa ağlıyordu.
Kahveci gözyaşları içinde bize çay getirdi. Eğildi:
“Azman dede hep ağlar. Niye ağladığını bugün ilk defa anlattı” dedi.
Araştırmacı Yazar Aydın Ayhan’ın “Çanakkale… Ah Çanakkale…” adlı eserinden alıntıdır.
Azman Dede’nin bahsettiği çocuk yaştaki askerlerin Galatasaray Mektebi Sultanisi öğrencileri olduğu tartışmalı olsa da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 18 Mart 2007 tarihinde internet sitesinde yayınladığı, üzerinde “Gönüllü Bombacı” yazan fotoğraf, çocuk denilecek yaştaki askerlerin varlığını ispat etmektedir.
1.08.2009
Feelings Mp3 - Nota
Morris Albert - Feelings (1975)
Morris Albert - Feelings (1975)
Yükleyen love_sofia - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.
BU MUHTEŞEM ŞARKININ NOTASI DA BURADA
FEELINGS
Feelings, nothing more than feelings,
trying to forget my feelings of love.
Teardrops rolling down on my face,
trying to forget my feelings of love.
Feelings, for all my life I'll feel it.
I wish I've never met you, girl; you'll never come again.
Feelings, wo-o-o feelings,
wo-o-o, feel you again in my arms.
Feelings, feelings like I've never lost you
and feelings like I've never have you again in my heart.
Feelings, for all my life I'll feel it.
I wish I've never met you, girl; you'll never come again.
Feelings, feelings like I've never lost you
and feelings like I've never have you again in my life.
Feelings, wo-o-o feelings,
wo-o-o, feelings again in my arms.
Feelings...(repeat & fade)
- Morris Albert
21.03.2009
Alpay Sensizliğimin Şarkısı
Nostaljik Şarkılar-Alpay-Sensizliğimin Şarkısı - The best free videos are right here
Orjinali 20. yüzyilin en ünlü ispanyol bestecilerinden joaquin Rodrigo'nun 1939'da solo gitar ve orkestra için yazdigi Concerto de aranjuez olan ve Alpay'ın üzerine müthiş sözler yazarak ortaya çıkardığı muhteşem bir şarkı. Dinlemeye değer hem de çok .
Bu gece bitmeyecek bir gece olsa ne olurdu
Gözlerimizde aşkın sarhoşluğu
Doğmayacak güne doğru yürüseydik seninle
Gözlerim kollarında kapansaydı bu gece
Herkese bin bir umut getiren gün
Benim için doğmasaydı karanlıkta kalsaydı
İstemem sensiz doğan güneşi
Gözlerim görmeden hayatın acı gerçeklerini
Bırak yanındayken öleyim sararak sevdiğim
14.03.2009
KoRkUyOrUmM!!!
Bahçada Yeşil Çınar Celal Güzelses
Celal Güzelses BURADA çok güzel anlatılmış Ben de (ç)alıntı yapmak istedim .
hem içli, hem içrek; uzun havalarla bezediği türkülerini söylediğinde dinlemelere doyulmaz bir kişi.
Başka bir aleme doğru hem giden hem götüren bir nakil vasıtası notalar ve tınılar üzerinden.
Durgun ve pes girişlerin ardından gelen crescendoların her biri bir acaip şekilde işliyor içlere, içerilere.
Bazen saplanıyor çok ince bir çelik iğne kayganlığında,
bazen deliyor lönk diye dikilen bir bayrak direği cesaretiyle.
Derledikleri bir türlü, söyledikleri bin türlü.
Türkü mü onun içinden geçiyor, o mu türkünün içinden, ben hiç anlayamadım.
Belki de o söylerken ağladığım gibi hiç ağlayamadım.
O her ne kadar ağlama yar dese de.
Zarf ile mazruf arasında da bir tutarlılık olmalı ama değil mi canım?
Hiç yani.
DAHA FAZLASI BURADA.
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=celal+guzelses&nr=y&pt=guzel+ses
CELAL GÜZELSES
Esas ismi Mehmet Celalettin olan Celal Güzelses'in Babası Derviş hasanın vefatı ile Annesi Latife Hanım tarafından mahalle mektebine verilir. Birinci Dünya savaşı yıllarında Rüştiyenin lav edilmesi ile öğrenimini tamamlayamaz. Okula giderken 1913'ten 1921'e kadar Ulu Cami'deki müezinlik görevini devam ettirir.
1931 yılında Karındaş Mahmut'un Diyarbakır şivesini taklit ederek doldurduğu plak halktan oldukça tepki alır. Celal Güzelses bu plağı olan tepkisini dile getirerek İstanbul'a plak doldurmaya gider.
Celal Güzelses Bayandırlık bakanı Feyzi Pirinççioğlu'nun ısrarıyla 1917'de bir tesadüf sonucu tanıştığı Mustafa Kemal Paşadan "Şark Bülbülü" ünvanını alır. 1934 yılında soyadı kanunun kabulu ile soyadını sesinin güzel oluşundan alır.
Celal Güzelses 22 haziran 1943 tarihinde Diyarbakır halk musiki cemiyetini bir kaç arkadaşı ile birlikte kurar. 1950'de cemiyete yapılan resmi ödenekler ve belediye yardımlarının kesilmesi üzerine cemiyetten ayrılır. 1956 yılında kendisinden ayrılan arkadaşlarının yıldız kulubünde toplanmasıyla Celal Güzelses sarsılır. Ulu cami baş müezzinliği için vilayete başvuruda bulunur. Bu görevi 1956 yılından vefatına kadar (1 Şubat 1959) devam eder.
Vefatına Diyarbakır halkı çok üzülür. Naaşı Ulu Camii'den eller üzerinde ilahi ve tekbirlerle Şeyhi Zeki Efendi'nin metfun bulunduğu kabrinin alt kısmına vasiyeti üzerine defnedilir.
(ALINTI. türküler.com )

BAHÇADA YEŞİL ÇINAR
Bahçada yeşil çınar
Boyun boyuma uyar
Ben seni gizli sevdim
Bilmedim alem duyar
Aman gülüm nananay
Top kaküllüm nananay
Nanay kibar yarim
Nay nanay ay nay
Bahçalarda gül varı
Var git ellerin yari
Sen bana yar olmazsın
Yüzüme gülme bari
Aman gülüm nananay
Top kaküllüm nananay
Nanay kibar yarim
Nay nanay ay nay
12.03.2009
It's A Man's Man's Man's World NOTA & Mp3
Notası BURADA.
ve BURADA da var.
Muhteşem bir James Brown şarkısı
this is a man's world, this is a man's world
but it wouldn't be nothing, nothing without a woman or a girl
you see, mn made the cars to take us over the road
man made the trains to carry heavy loads
man made electric light to take us out of the dark
man made the boat for the water, like noah made the ark
this is a man's, a man's, a man's world
but it wouldn't be nothing, nothing without a woman or a girl
man thinks about a little baby girls and a baby boys
man makes then happy 'cause man makes them toys
and after man has made everything, everything he can
you know that man makes money to buy from other man
this is a man's world
but it wouldn't be nothing, nothing without a woman or a girl
he's lost in the world of man
he's lost in bitterness
Christina Aguilera 'da bu şarkıyı bence güzel söylemiş .
Christina Aguilera Grammy 2007 Its a Mans Mans Mans World - The most amazing videos are a click away
26.12.2008
Paul Mauriat - Toccata Mp3 ve NOTA
Notası için BURAYA ve ŞURAYA da bakabilirsiniz.
http://www.4shared.com/file/77696696/5c96099c/toccata__paul_mauriat.html?dirPwdVerified=926f72f
17.12.2008
Irwansyah and Acha Septriasa - My Heart
Irwansyah and Acha Septriasa - My Heart
4.12.2008
27.11.2008
SENFONİK İLAHİLER
Turkish Tenor Fahri ÖNOĞLU-Uyan Ey Gözlerim
26.11.2008
25.11.2008
Niran Ünsal - Nasip Değilmiş Akor
Geçen haftaydı sanırım cuma gecesi zap yaparken (yine yanlış hatırlamıyorsam Beyazıt'ın programıydı) Niran Ünsal'dan duydum bu parçayı ve beğendim. Nette baktım Özcan'da söylüyormuş ondan beğendiğim söylenemez ama ne yalan söyle yeyim Niran yorumu bana bu şarkıyı dinletiyo :)
http://emnyi.8.forumer.com/viewtopic.php?p=82#82
am f
Yangın her aşkın yolu
g e m
Sevdim gördüm
am f
Gözlerin karanlık kuyu
g em
Düştüm öldüm
g f am
Ahhh gönlün şimdi başka yare mesken
f g em
Ahh el çekmiyor kara sevda benden
g f am
Sen hangi elde sevda olup açtın
f g em
Ben karlı dağlar misali yalnızım
em f
Yok bir sitemim hayata her şey kısmet
am g f em
Soldu gençliğim ömrümü aşkla ziyan ettim
em f
Ağla gönlüm nasip değilmiş vuslat
am g f em
Rahat uyu yar sana hakkımı helal ettim
http://emnyi.8.forumer.com/viewtopic.php?p=82#82
4.10.2008
Orhan Atasoy Gemiler
Teoman tarafından da coverlanan gemiler şarkısının Orhan Atasoy yorumu unutulmaz .
Birlikte dinleyelim bu güzel yorumu .
Boomp3.com
GEMİLER
Bir an için çıksam hayatımdan
Yanık tenli omuzunda
Kurtulsam maziden uzaklarda
Şu anda yanında
Şu sonlu ömrümde
Şu kısa benimde
Kafesteki kuş misali
Uçmaz oldu aşkım... aşkım...
Sen geçerken sahilden sessizce
Gemiler kalkar yüreğimden gizlice
Sen geçerken sahilden sessizce
Gemiler kalkar yüreğimden gizlice
Bir an için çıksam hayatımdan
Yanık tenli omuzunda
Kurtulsam geçmişten uzaklarda
Şu anda yanında
Deniz rüzgara karışmış güneşte
Martılar uçardı o yeşil güzlerde
Sıcak kumlu o ellerde
Dalga sesleri vardı gülüşlerde... gülüşlerde...
Sen geçerken sahilden sessizce
Gemiler kalkar yüreğimden gizlice
Sen geçerken sahilden sessizce
Gemiler kalkar yüreğimden gizlice
Orhan Atasoy kimdir ?
1949'da İstanbul'da doğdu. 70'li yıllarda, Ankara ve İstanbul'un rock çevreleriyle köklü dostluklar kurdu. Ve bu çevrelerce 'acid' namıyla anıldı. Bir motosiklet tutkunu ve başarılı bir heykeltraş olarak da tanınan sanatçının, 1993'te Yanmışız adlı bir albümü çıktı. Bu albümün yapımında; Fuat Güner, Özkan Uğur, Kerim Çaplı, Fahir Atakoğlu ve Taner Öngür gibi isimler de yer aldı.
1994'de Lost Ghost adlı topluluğunu dağıtarak ABD'ye yerleşti. Teoman'ın da söylediği meşhur Gemiler şarkısı da o'na ait. Orhan Atasoy kimdir bölümü BURDAN ç(alıntıdır. )
13.05.2008
Take Five
Won't you stop and take
A little time out with me
Just take five
Stop your busy day
And take the time out
To see if I'm alive
Though I'm going out of my way
Just so I can pass by each day
Not a single word do we say
It's a pantomime and not a play
Still, I know our eyes often meet
I feel tingles down to my feet
When you smile, that's much too discreet
Sends me on my way
Wouldn't it be better
Not to be so polite
You could offer a light
Start a little conversation now
It's alright, just take five
Just take five
(Repeat all from 2nd verse on)
